Bugün 19 Aralık katliamının 11. yıldönümü. Onlarca devrimcinin hayatını kaybettiği bir katliamı dahi yüzsüz bir fırsatçılıkla "kullanmaktan" çekinmeyen gazeteler de var ülkemizde. Tam 11 yıl önce katliamı "nihayet" başlıklı yazılarla selamlayan Zaman, bugün de katliamdan nemalanmanın peşinde!Bugün 19 Aralık katliamının yıldönümü. 11. yılında, 28 mahkumun acımasızca katledildiği operasyonları manşetine taşıyan gazetelerden biri de Zaman. Gazete her konuyu olduğu gibi onlarca insanın hayatını kaybettiği bir katliamı da yüzsüzce bir fırsatçılıkla ele almaktan geri durmadı.
19 Aralık katliamı, 20 cezaevinden birden "Hayata Dönüş Operasyonları" olarak başlatılmıştı. Operasyona maruz kalan cezaevlerinden biri de Bayrampaşa Cezaevi`ydi. 28 mahkumun hayatını kaybettiği katliamın 11. yılında Zaman Gazetesi, Bayrampaşa Cezaevi`nde operasyonu yöneten askerlerden emekli Binbaşı Zeki Bingöl ile yaptığı röportajı manşetine taşıdı. Zeki Bingöl`ün, Zaman`ın pek hoşuna giden "tespit"lerine göre katliam "solu, ulusalcı kanada çekmek için" yapılmış.
Katliam komutanı, davada tanık!
Bayrampaşa Cezaevi`nde gerçekleşen operasyonlarda görev sınırlarını aşarak 12 kişinin ölümüne sebep oldukları, 29 kişiyi de öldürmeye teşebbüs ettikleri gerekçesiyle dönemin 39 jandarma görevlisi yargılanıyor. Mahkemede tanık olarak dinlenecek olan emekli Binbaşı Zeki Bingöl Zaman gazetesine röportaj verdi. Gazetenin kapağında yer verdiği röportajda Zeki Bingöl, operasyon kararının MGK tarafından alındığını öne sürüyor. Bingöl`e göre operasyonun amacı "solu ulusalcı kanada getirmek"!
Bayrampaşa Cezaevi`nde gerçekleşen operasyonda Jandarma Taburu İstihbarat subayı olarak görev yapan Zeki Bingöl röportajında operasyonun ülkede ulusalcılığı güçlendirmek için yapıldığını öne sürüyor. Katliamın o dönemde hükümette olan Başbakan Bülent Ecevit ve ekibini yıpratmak amacıyla 28 Şubat`ın bir devamı olarak yapıldığını da savunan Bingöl, "MGK`daki asker kanadın amacı Bülent Ecevit hükümetini devirmekti. Oradaki mahkûmlar bildiğim kadarıyla 1994`ten beri aynı şartlarda yaşıyorlardı. Daha önce neden bu operasyon yapılmadı? Amaç yeni bir sol yaratmak, kafatasçı ırkçı, evrensel soldan farklı bir sol yaratmak ve bunun adına ulusalcılık demekti. Operasyon, solu ulusalcı kanada getirmek için yapıldı" diyor.
Demek ki 11 yıl önce Zaman Gazetesi de MGKcı, 28 Şubatçı, ulusalcıymış!
Zaman, Zeki Bingöl`ün "tespitleri"ni pek beğenmiş olmalı ki kapağına taşımış. Ülke tarihine bir utanç lekesi olarak geçen, onlarca insanın hayatını kaybettiği bir katliamı dahi yüzsüzce bir fırsatçılıkla kullanmaktan çekinmeyen bu gazete için her hangi birinin " vallahi Ergenekon yaptı" demesi yeterli, sonuçta ortada 30. yılında Maraş katliamından Sovyetler Birliği`ni sorumlu tutabilen bir gazetecilik var!
Ama Zaman`ın unuttuğu bir nokta var ki o da 11 yıl önce katliam gerçekleştikten sonra kendi sayfalarında yazılanlar!
Gazete 11 yıl önce gerçekleşen katliamı alkışlamaktan geri durmamış, sayfalarında katliam hakkında "nihayet" başlıklı yazılar yayınlamıştı. "Zaman`ın yüzsüzlükte, fırsatçılıkta bir sınırı var mı?" diye sormak bizim işimiz değil, ama insanların katledildiği bir katliam için "nihayet" diyenlerin 11 yıl önceki satırlarını hatırlatmak isteriz:
"Nihayet...
Bayrampaşa Cezaevi`nde bazı koğuşlara tam dokuz yıldır girilemiyordu... Cezaevi değil, derebeylikti Bayrampaşa; adeta `kurtarılmış bölge` idi...
Koğuşlar, sol örgütlerin üssü haline gelmişti...
Bir anlamda, devletin giremediği `kendine has kanunları olan bir otel`di!
Örgüt liderlerinin balık besledikleri `havuz` dahi vardı. Bir sonraki aşama, galiba `olimpik yüzme havuzu`ydu!
Bazı koğuşlarda ise, ördek besleniyordu...
Ölüm oruçları başlamadan hemen önce Bayrampaşa Cezaevi`nde düzenlenen törenin görüntülerini izlediğinizde, orasının bir cezaevi olduğunu tahmin etmeniz çok zordu...
Çünkü, cezaevinden ziyade, Spor ve Sergi Sarayı`nda yapılan bir tören vardı, sanki karşınızda!
*
Cezaevlerinde yok, yoktu...
Hemen her çeşit silah, mebzul miktarda mermi, kalaşnikof, el bombası...
Telsiz telefon, sayısız cep telefonu, hatta uydu telefonu!
`Cezaevi Telekom` bile kurulmuştu. Cezaevinin yakınlarında bir yerden kaçak bir santral hizmet veriyor, faturalar `görüş gününde` tahsil ediliyordu!
Tarifeler de şahaneydi: Cep telefonuyla görüşmenin dakikası 5 dolar, cezaevine cep telefonu sokmak ise 3 bin dolardı!
Mafya şeflerinin, çetebaşlarının koğuşları daha çok kral dairesini andırıyor; siyasi tutuklular da çoktan kendi egemenliklerini kurmuş, örgütsel olimpiyat düzenliyorlardı!
*
Ölüm oruçlarının kumanda merkezi olan Bayrampaşa başta olmak üzere, birçok cezaevine devlet, uzun bir aradan sonra, nihayet müdahale etti...
Mahkumlar kalaşnikofla karşılık verdi!
Şimdi şöyle bir düşünün, kalaşnikoflu bir mahkum, içerideki `son derece özgür` şartlardan sonra, F Tipi Cezaevi`ne gönderilmeyi ister mi, diye!
"F Tipi insancıl değil, istemezük!" nidaları, ölüm oruçları bahaneydi; mesele `cezaevlerindeki kurtarılmış bölgelerin egemenliğini teslim etmeme` meselesi idi...
Cezaevlerinde operasyon başladığı saatlerde, Bayrampaşa`dan bir örgüt ileri geleni, telefonla Bartın Cezaevi`ni arıyor ve "Bir direnişçi arkadaşımız kendisini yaksın!" talimatını veriyordu!
Ölüm oruçları bağlamında `insan hayatı`nın kıymetine son derece haklı olarak vurgu yapanların; insanın yaşama hakkını bir kalemde siliveren bu korkunç talimata da aynı duyarlılığı göstermeleri gerekiyor!
Bu arada, İçişleri Bakanı Tantan`ın "Ölüm orucu yapıyoruz diye herkesi kandırdılar. Hastahaneye kaldırılanların çoğu sağlam çıktı!" şeklindeki açıklaması, üzerinde ısrarla durulması gereken çok önemli bir noktayı haber veriyor!
*
İyice laçka olan cezaevlerine müdahale elzemdi. Devlet, müdahalede çok gecikmişti...
Son on yılın `siyasi sorumluları` cezaevlerinde devletin otoritesinin kayboluşunu resmen seyrettiler! Yılların ihmali, bugünkü vahim tabloyu getirdi...
Devletin, cezaevlerini siyasi örgütlerin hakimiyetinden kurtarmayı bütünüyle başarması gerekiyor. Bununla yetinmeyip, `içerisini` mafyanın egemenliğinden de kurtarmak zorunda!
(soL - Haber Merkezi)
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin`in “hükümet politikası haline getireceğiz” dediği Evlilik Okulları