Haftanın Anketi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Siyaset
Üniversite Hastaneleri tam bir bataklık içinde
23-06-2016 / 19:59
CHP Sağlık Sistemi Hastaneler ile Hasta ve Engelli Haklarını İzleme ve İnceleme Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nurettin Demir, Üyeleri Dr. Niyazi Nefi Kara, Dr. Ali Şeker, Dr. Ceyhun İrgil, Dr. Çetin Arık, Dr. Murat Emir ve Eczacı Erkan Aydın borçları ile kamuoyunda gündem olan üniversite hastanelerini mercek altına aldı.

Üniversite Hastaneleri tam bir bataklık içinde

CHP Sağlık Sistemi Hastaneler ile Hasta ve Engelli Haklarını İzleme ve İnceleme Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Nurettin Demir, Üyeleri Dr. Niyazi Nefi Kara, Dr. Ali Şeker, Dr. Ceyhun İrgil, Dr. Çetin Arık, Dr. Murat Emir ve Eczacı Erkan Aydın borçları ile kamuoyunda gündem olan üniversite hastanelerini mercek altına aldı.

Üniversite hastaneleri, eğitim ve hizmet hastanelerine göre birden çok işlevli 3. Basamak sağlık kuruluşlarıdır.

Hizmet hastaneleri sadece sağlık hizmeti, eğitim hastaneleri uzmanlık eğitimi, sürekli tıp eğitimi ve sağlık hizmeti verirken üniversite hastaneleri mezuniyet öncesi, mezuniyet sonrası ve sürekli tıp eğitimi, araştırma, akademisyen yetiştirme, geliştirme ve sağlık hizmeti vermektedir.

Basın Açıklaması Metni:

Bugün size AKP hükümetinin Üniversite Hastanelerine kurduğu kumpası anlatacağız.  Bu konudaki basın açıklaması metni aynen aşağıdadır:

AKP hükümetleri döneminde uygulanan Sağlık politikaları sağlık sistemini tam bir kaos haline getirmiştir.

Üniversite hastaneleri de bu kaos içerisinde bilim yuvası olmaktan uzaklaştırılmışbilerek, isteyerek ve tasarlayarak zora sokulmuştur.

AKP Hükümeti eliyle üniversite hastanelerine darbe yapılmıştır.

Ağustos 2015’te eski sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu dedi ki: ‘’Üniversite hastaneleri hareket etmekte zorlanan obez yapılardır.’’

Aslında gerçek bu değil. Üniversite hastaneleri beslenemediklerinden,desteklenmediklerinden karınları sırtlarına yapışmış durumda.

Üniversite hastanelerinin çekmiş olduğu bu ızdırabı 10 Şubat 2016 tarihinde Bütçe görüşmelerinde eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na sordum.

“Üniversiteleri geziyoruz, rektörlerin nasıl acılar çektiğini görüyoruz. Sağlık Bakanı ne yapıyor?”

 Bakan dedi ki; Üniversite hastanelerinin yöneticileri beceriksiz!

Bu rektörleri, bu yöneticileri siz atamadınız mı?

 Aslında tebrik etmek lazım onları. Maliye Bakanlığından daha çok maliye ile uğraşıyorlar!

 Borç sarmalı gün geçtikçe katlanarak büyüyen üniversite hastaneleri çok kötü durumda. 

·         Özel üniversitelerde yapılan kalp ameliyatları, tıbbi malzeme yokluğunda üniversite hastanelerinde yapılamıyor.

Örneğin Türkiye’de ilk defa Ege Üniversitesi Hastanesi’nde kullanılan yapay kalp cihazı gibi ilklere imza atan bir üniversitemizin borcu 2016 yılında 8 milyon iken 2015 yılında 181 milyona ulaşmıştır. Durum bu kadar içler acısı. 

·         Robotik cerrahi bu hastanelerde kullanılamıyor. Neden biliyor musunuz? Milyarlık cihazlar var ama onları çalıştıracak 1 TL’lik malzeme yok!

·         Bir üniversite hastanesi 1 çocuk kateterini 3 kere yıkayıp kullanmak zorunda kalıyor. İnanabiliyor musunuz? Böylesi bir ortamda halk sağlığı mümkün müdür?

·         Personel yok. Personel olmadığı için acil servis ve yoğun bakım üniteleri açılamıyor! 

Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de üniversite hastanelerinin nitelikli hekim yetiştirme kabiliyetini yok etmeye çalışıyorlar.

Dünyada iyi örnekleri olan afiliasyon asimile anlamında uygulanıyor. Gelecek nesillerin nitelikli hekimler kaliteli sağlık hizmetine erişimi engelleniyor!

Değerli arkadaşlar,

CHP Sağlık Komisyonu olarak bu çaresizliği gözler önüne sermek için çalıştık.

Öncelikle YÖK, Maliye Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığına sorduk. 

YÖK, Maliye Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ne yanıt verdi biliyor musunuz?

YÖK dedi ki, Maliye Bakanlığına sor.

Maliye Bakanlığı dedi ki YÖK’e sor.

Sağlık Bakanlığı dedi ki Maliye Bakanlığına sor.

Sorduğumuz soruları geçiştirerek yanıt vermekten kaçındılar.

Milletvekillerine yanıt vermeyerek yasayı çiğneyen YÖK Başkanı Yekta Saraç 26 Şubat 2016 tarihinde üniversite hastanelerinin borçlarını açıkladı.

Dedi ki; 65 üniversite hastanesinin borcu son 5 yılda 2,7 kat artışla 1.4 milyardan 3.8 milyara çıktı.

Bu açıklamanın üzerinden 4 ay geçti. Muhtemelen bu rakam daha da artmıştır.

Ki biz yaptığımız çalışmada gördük ki; bu rakam fazlasıyla iyimser.

41 üniversite hastanesine piyasaya borçlarının ne kadar olduğunu sorduk.

Sadece 29 tanesi yanıt verdi.

3 tanesi araştırma, inceleme ve analiz neticesinde oluşturulacak bir bilgi,

1 tanesi de ticari sır diyerek yanıt vermekten kaçındı. 

Antalya Akdeniz Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi, Adana Çukurova Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ise hiçbir şekilde geri dönüş yapmadı.

Bu veriler üzerinden 29 üniversite hastanesinin tek başına 2015 yılı borcuna bakıldığında 3 milyar 130 milyon gibi bir rakam ortaya çıkıyor.

İnanabiliyor musunuz?

Yani YÖK Başkanı yalan söylüyor. Gerçekleri gizliyor.

Şimdi Dr. Ali Şeker size ayrıntılarıyla üniversitelerimizin nasıl bir durumda olduğunu anlatacak.

Değerli basın mensupları.

Yapmış olduğumuzun başvurulara istinaden almış olduğumuz cevapların bir kaçını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Borç batağındaki üniversite hastanelerimizden birisi mezun olduğum 

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 2006 yılından bu yana borçları sürekli olarak artmakta. Borçlar ilaç ve tıbbi malzeme gibi ana kalemlerden oluşmaktadır. 2015 yılı itibariyle183 milyon Liralık borcun 160 milyon Lirası diğer üniversite hastanelerinde olduğu gibi sadece tıbbi malzeme ve ilaçtan oluşmaktadır. Borç ödemelerini en geç 992 gün yani ortalama 3 yıl vadeyle ödeyebildiklerini belirten yönetim, bu gecikme nedeniyle son dönem ihalelerinin %46’sında hiç teklif bile alınmadığını söylemiştir. Ödeme sürelerinin uzunluğundan teklif verenlerde yüksek fiyatlarla teklif vermektedir.

Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi de benzer durumda. Hastanenin 2006 yılındaki borcu 2015 yılına gelindiğinde tam olarak 15 kat artmıştır. Hastanenin borçlarındaki hızlı artış ve ödeme güçlüğü, hizmetlerin kalitesini de olumsuz etkiliyor. Mevcut sistem hastaneleri ticarethane gibi çalışmaya zorlamakta, kriterlere uymayanları da yok olmaya mahkum etmekte.

Durumun vahameti sadece büyük ve köklü üniversite hastaneleri ile sınırlı değil.

Van Yüzüncü Yıl Üniversite Hastanesi’nin 2007 yılındaki borcu 871 bin Lira iken, bu borç 2016 yılının üçüncü 45 milyonLira’ya yükselerek ortalama 51 kat artmıştır.

Marmara Tıp Fakültesi Hastanesinin borcu 2006 yılında 3 milyon 300 bin Lira iken, 2015 yılında 53 milyonLira’yayükselmiş durumda. Bakanlığın el koyduğu Marmara Üniversitesinde bile yapılanlar çözüm olmamış, toplam borç 2006 yılından 2015 yılına gelindiğinde 50 milyon artmıştır.

Karadeniz Teknik Üniversitesi Hastanesinin borcu 2006 yılında 4 milyon 390 bin Lira iken, 2015 yılında 125 milyon 390 binLira’yayükselmiş durumdadır. Yaklaşık olarak 30 kat.

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin borcu 2015 yılında toplam 768 milyondur. 2012 yılına göre 2 kat artmıştır.

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 2015 yılındaki borcu 346 milyon iken 2006 yılına göre 18 kat artmıştır.

Ankara Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinin 2015 yılı borcu 285 milyonla yaklaşık 50 milyon artmıştır.

Üniversite hastanelerinden gelen cevaplara göre; tüm üniversite hastaneleri için görünen ortak problem borçların sürekli bir artış seyrinde olduğudur. Yani bu kurumların 2013 yılı toplam borçları 2 milyar 125 milyon, 2014 yılı toplam borç 2 milyar 652 milyon, 2015 yılı için ise 3 milyar 127 milyondur. Ve bunlar sadece bize cevap verenlerin toplam borçları. 11 tanesi cevap verme gereği duymadı. Borçlardaki bu artış hastaneleri ilaç ve tıbbi malzeme açısından zor durumda bırakmaktadır. Bunun sonucu olarak da acil servis dahil pek çok servisin ilaç ve malzeme ihtiyacı karşılanamamakta, tıbbi operasyonlar için ileri tarihlere randevu verilmekte, hastaneler önünde uzun kuyruklar oluşmaktadır. Sağlık hizmetinin aksamasına neden olan bu sorunlar halk sağlığını doğal olarak olumsuz etkilemektedir.

Biraz da bu borçların nasıl oluştuğuna ve neden yükseliş trendine girdiğine bakalım.

AKP iktidarı Üniversite hastanelerini8 yıl önceki fiyat tarifesine mahkûm bıraktı: Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK)günün ekonomik şartlarına, enflasyon rakamlarına ve piyasa maliyetlerine göre güncellenmeyen fiyatlar üzerinden yaptığı ödemeler hastanelerin zarar etmesine yol açtı.

AKP iktidarı, tedavi maliyeti yüksek olan hastaların geldiği üniversite hastanelerimize, daha az problemli hastalarla aynı ödeneği veriyor. Örneğin; Tıbbi malzeme olarak 140 Lira tedavi maliyeti olan bir hasta için Sosyal Güvenlik Kurumu hastaneye 120 Lira ödüyor. Bu da hastanenin zarar etmesine yol açtı.

Ayrıca 1 damar hastasına aynı para 4 damar hastasına aynı para olunca, 1 damarlar özel 4 damarlar üniversite hastanelerine kalıyor.

Yeterli sağlık ve teknik personel alınmadı, alınanların maaşları da döner sermayeye ödettirildi. Sağlık hizmetinin olması gerektiği gibi verilebilmesi için gerekli olan personel alımları yapılmadı. Bütün yük intörnlere yüklendi. Çalışanların maaşları merkezi bütçeden ödenmeyince bu maliyette döner sermayeye yüklendi. Bu da borç sarmalının daha da yükselmesine yol açtı.

Borçlar zamanında ödenmeyince tedarik maliyetleri arttı. Borç sarmalı içerisine giren kurumlar vadeleri uzatmak zorunda kaldı. İlaç, malzeme ve hizmet alımlarında tedarikçi firmalar paralarını alamadıkları ya da geç aldıkları için ya ihalelere girmemeye, girseler de piyasa fiyatlarının çok üzerinde fiyatlar vermeye başladılar. Sağlık hizmetini geciktirmek gibi bir lüksü olmayan üniversite hastaneleri bu fiyatları kabul etmek zorunda kaldı. Borç katlandıkça katlandı.

Öğretim üyelerinin emeklerinin karşılığı verilmedi. Doktor yetiştiren, hasta tedavi eden, araştırmalar yapan birçok deneyimli akademisyen özel hastanelere geçmeye zorlandı.

Hastaneler o kadar kendi kaderlerine terk edilmiş durumdalar ki; mali krizlerini aşabilmek ve halka hizmet sunabilmek için arazilerini satmayazorlandı ve sattılar.

Örneğin Hacettepe Üniversitesi borçlarını ödeyebilmek için değeri 1 milyar Lira’ya yakın olan arazisini satmak zorunda kaldı. "Dünya üniversitesi olarak kalabilmemiz, hizmetleri aksamadan yürütebilmemiz için 600 milyon liraya ihtiyacımız var.” Dediler. 350 dönümlük araziyi sattılar. Üstelik bu satış borçların tamamını kapatmadı. Borç sarmalı büyümeye devam ediyor.

Cerrahpaşa, Çapa gibi köklü üniversite hastanelerimizin kampüsleri eski binalardan oluşuyor. Hastane binaları eskidi. Yenilenmesi gerekli. Bırakın yenilenmeyi bu binalara bakım dahi yapılmıyor. Bakımsızlık, dağınıklık sağlık hizmeti maliyetlerini arttırıyor. Ama iktidar bu durumu umursamıyor. Üniversiteler arazileri karşılığı binalarını yenilemeye çalışıyor. Üniversite arazileri resmen  kupon arsa muamelesi görüyor.

AKP şehir merkezinde kalan bu hastaneleri şehir dışına taşıyıp, değerli arazileri yandaşlara peşkeş çekmenin hesaplarını yapıyor. Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakültelerinin Sağlık kompleksininkamuoyunu uzun süre meşgul eden taşınma meselesini 15 Şubat 2016 tarihinde bilgi edinme yasası kapsamında İstanbul Emlak Dairesi Başkanlığı’na sordum.  Verilen cevap çok enteresan. Bilgi Edinme Kanunun 25. Maddesine göre bu konu“Kamuoyunu ilgilendirmeyen bir bilgi”. 185 yıllık hastaneleri alıp bir yerden başka bir yere taşıyacaksınız bu kamuoyunu ve o bölgenin milletvekilini ilgilendirmeyecek. Bu kadar absürd bir gerekçe olabilir mi?

Şimdi Nefi Kara Çözüm önerilerini açıklayacak.

Değerli basın mensupları,

Uzun süredir ödenemeyen borçlar üniversite hastanelerini içinden çıkılamaz bir bataklığa sürüklemiştir. Bu ana sorunun sorumlusu olarak üniversite hastanelerinin ilan edilmesi, AKP’nin sağlıkta gerçekleştirdiği algı operasyonunu görememek demektir. 14 yıldır ülkeyi yöneten ve tek başarısı bir korku imparatorluğu yaratmak olan AKP İktidarı söz konusu durumun tek başına sorumlusudur.

AKP’nin uğraştığı ve sorumluluk bilinci ile hareket ettiği sağlık politikasının gerçek konusu, maalesef halka dağıtılan sağlık hizmetinin kalitesi değil, bu hizmetlerin verildiği yerlerin rant ve emlak değerleridir!

Üniversite hastanelerinin finansal sorunlarının giderilmesi için acilen şu önlemler alınmalıdır: 

·         Üniversite Hastanelerinin akademik bir kurum olduğu unutulmamalı. Bilim üretme merkezi olarak çağın gerekliliğini yakalaması gereken bu kurumların ileri derecede sağlık hizmeti üreten referans kurumlar olarak yeniden yapılanması sağlanmalıdır. 

·         SUT’ta hasta profiline uygun ödeme yapılmaması, SUT’ta parasal karşılığı olmayan hizmetler nedeniyle üniversite hastanelerinin borçları içinden çıkılamaz bir hal almaktadır. SUT fiyatlarında üniversite hastanelerinin hizmet bedellerini en az %30 artırımlı olarak faturalandırılması ve üniversite hastaneleri ile ortak bir çalışma yapılarak bir an evvel SUT’da karşılığı olmayan hizmetlerin faturalanabilmesi sağlanmalıdır. 

·         Üniversite hastanelerinin eğitim ve bilimsel araştırma işlevlerine zarar vermeyecek şekilde sağlık sistemimizde hak ettiği yerde konuşlandırılmaları ve ihtiyaç duydukları desteği almaları için Sağlık Bakanlığı, SGK, Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Üniversite hastaneleri arasında yakın bir iletişim ve koordinasyon sağlanmalıdır. 

·         Üniversite hastaneleri ile Sağlık Bakanlığı’nın tesislerinin ortak kullanımı anlamında çeşitli illerde uygulanan Afiliasyon üniversite hastanelerini kurtarmayı değil asimile etmektedir. Bu zihniyet terk edilmelidir. 

·         Son çıkarılan Afiliasyon Yönetmeliği tersine bir etki yaratmıştır. Dünyada da afiliasyon uygulama örnekleri mevcut ancak Üniversite Hastanelerinin akademi ve bilim özelliği gözetiliyor. Ancak Türkiye’de Devlet Eğitim ve Araştırma Hastanelerinin Üniversite Hastanelerine afiliye edilmesi gerekirken tam tersi bir uygulama ile üniversite kültürü yok edilmeye çalışılıyor. Üniversitelerin bilim ve akademi özellikleri güçlendirilmelidir. 

·         YÖK bünyesinde Üniversite Hastanelerinin sorunlarının ele alındığı, tartışıldığı ve izlendiği, çözüm arandığı, ilgili kamu kurumları nezdinde bu hastaneleri temsil eden Üniversite Hastaneleri Birliği oluşturulmalı. 

·         Nöbet ücretleri daha önce Üniversite Hastaneleri özel bütçesinden ödenmekte iken 21.06.2005 tarihli 5371 sayılı kanunun çıkmasından itibaren döner sermaye gelirlerinden ödenmeye başlanmıştır. Buda üniversite hastanelerinin giderlerini ciddi oranda arttırmaktadır. Önceden olduğu gibi nöbet ücretleri Üniversite Hastanelerinin özel bütçesinden ödenmelidir. 

·         Tıp ve Diş Hekimliği Fakülteleri Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezlerinde yöneticilere ödenen denge tazminatlarının döner sermayeden alınarak diğer kurum ve birimlerde olduğu gibi özel bütçeden karşılanması gerekmektedir. 

·         En az %5 olan BAP (Bilimsel Araştırma Projeleri) payının Üniversite hastanelerinden alınması uygulanmasının kaldırılarak bu projelerin finansmanı doğrudan bütçeden karşılanmalıdır. 

·         Üniversite hastanelerinin borç yükünün önemli sebeplerinden biri olan personel giderleri, Üniversite hastanelerinde çalışan taşeron ve 4-C’li personel dahil tüm sağlık çalışanlarının maaşları,  Üniversite hastanelerinin döner sermayelerinden değil, Maliye Bakanlığı bütçesinden karşılanmalıdır. 

·         Sağlık Bakanlığı hastanelerinin elektrik, su gibi giderleri genel bütçeden karşılanıyor. Üniversite Hastanelerinin ise bu giderleri döner sermayeden karşılanmaya çalışılıyor. Bu kalemlerin de üniversite hastanelerinde Sağlık Bakanlığı genel bütçesinden karşılanması gerekir. 

·         Üniversite Hastaneleri borçlarından dolayı kaliteli sağlık hizmeti veremez, gelecek nesiller için nitelikli hekim yetiştirilemez hale getirilmiştir. Prof. Dr. Aziz Sancar gibi Nobel ödülü alan hekimleri yetiştiren modern Türkiye Cumhuriyeti üniversiteleri unutulmamalı, Cumhuriyetin önemli değerlerinden biri olan nitelikli hekim yetiştiren üniversitelerin bilimsel yanı korunmalıdır.

Sonuç olarak.

AKP 14 yıllık iktidarı süresince uyguladığı “sağlıkta dönüşüm” projeleri ile üniversite hastanelerini borç batağı içerisine saplamıştır.

Üniversite hastaneleri içine düşürüldükleri borç sarmalından kurtarılmazsa, sağlık sistemi tamamen çökecektir. Bu çöküntüyü de AKP iktidarı algı operasyonlarıyla halktan gizleyemez. Çünkü sistemdeki bu olumsuzlukların faturasını halk sağlığını kaybederek ödeyecektir.

Hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Kaynak: Yön Gazetesi


Yorumlar Toplam 0 Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Mustafa Kemal ATATÜRK
GAZETE 1. SAYFALARI
Lütfen Menüden Gazete Seçiniz
HİÇ BİR ŞEYİN GİZLİ KALMASINI İSTEMİYORSANIZ BİZİ ARAYIN 0212 569 62 62 0 535 734 89 88 Email:gazeteesenler@gmail.com