Haftanın Anketi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Spor
`Şike varsa düşürmeme şansı yok`
25-07-2011 / 09:28
Dün şike soruşturmasının ceza hukuku açısından durumunu masaya yatırmıştık. Bugün ise soruşturmanın spor alanındaki olası sonuçlarını konuşacağız.

Bugün yayınımıza dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Çıkan kısmın özeti: İki uzman hukukçumuz var. Dün şike davasını ceza hukuku açısından tartışmıştık. Bugün daha çok spor alanına gireceğiz. 

Bağış Erten: Hem spor hukuku hem de ceza hukuku açısından buna benzer suçları işleyenleri araştırmak için ne kadar geriye gidebiliriz? Zamanaşımı ne kadar? Aziz Yıldırım’ın avukatı “20 yıl geriye gidebiliriz” diyor. Doğru mu? 
Serbülent Baykan: Ceza hukuku açısından davaya dayanak olan 6222 No’lu yasa, 14 Nisan 2011’de çıktığı için ondan önce şike suçu yoktur. Ceza hukuku açısından, bu tarihten önce işlenmiş şike suçuyla ilgili kimseyi yargılayamazsınız. Ama bir örgütün şike dışında yaptığı bir şeyler varsa, o açıdan geriye gidilir. Geçmişte Türk futbolunda tehdit, darp, suçlulara yardım-yataklık, adam dövdürme (müessir fiil) gibi suçlamalar söz konusuydu. Ya da hakemi bir kamu görevlisi olarak düşünürsek, ona teklif edilen paralar rüşvet kapsamına girebilir ve bu açıdan da geçmiş sorgulanabilir.

Faruk Baştürk: Mevcut Futbol Disiplin Talimatı’nın 15. maddesinde müsabaka sonucunu etkileme şeklindeki disiplin ihlallerinin soruşturulması 20 yıl zamanaşımına tabidir. Bu UEFA Disiplin Kodu’nun 7. maddesinde de aynen yer almaktadır. Bununla birlikte, soruşturma zamanaşımının 20 yıl öngörülmesi 15 Ağustos 2008’den itibaren geçerlidir. Bu tarihten önceki talimatlarda küme düşürme cezasını gerektiren fiillerde ise bir sonraki sezonun sona ermesi ile soruşturma ortadan kalkıyordu. Yani futbol disiplin hukukunda müsabaka sonucunu etkileme suçu açısından 15 Ağustos 2008 tarihini milat kabul edebiliriz. 

‘Ceza davasını beklemek zorunlu değil’ 
BE: Gelelim spor hukuku açısından olayın incelenmesine. Spor disiplin hukuku ile ceza hukuku aynı suçu inceleme altına alırsa, birbirlerine tabii olma gibi bir durumları var mı? Misal futbol disiplin hukuku, ceza mahkemesinin kararını beklemek zorunda mı? 
FB: Kural olarak zorunda olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunlar iki bağımsız süreç ve aralarında hiyerarşik bir ilişki de yok. Birbirlerini etkileyebilirler ama belirleyemezler. 

BE: Peki başka disiplin hukuklarında benzer durumlar var mı? 
SB: Olmaz mı? Bakın, Hâkimler Savcılar Kanunu’nun 69. maddesi ne diyor? “Hâkimler ve savcılar, fiil suç teşkil etmese bile, mesleğin onuru ve nüfuzunu bozan eylemlerde bulunurlarsa meslekten atılırlar.” Açıkça kendi disiplin hukukunu ceza yargısından ayırıyor. Burada da benzer bir durum var. 

BE: Pek çok hukukçu, TFF’nin kendi disiplin hukuku açısından bir karar alabilmesi için ceza davasının sonucunu ya da hiç değilse iddianamenin beklenmesini şart koşuyor. Bu bir zorunluluk mu? 
FB: Kesinlikle hayır. TFF’yi buna zorlayan hiçbir hüküm yok. Ama ortada soruşturmanın gizliliği nedeniyle bir sıkışmışlık var. 

BE: Nedir o sıkışmışlık? 
FB: Savcılık ya da mahkeme delilleri TFF’yle paylaşana dek, TFF’nin herhangi bir delile ulaşması, soruşturmanın gizliliği yüzünden mümkün değildi. O yüzden resmi kanallardan ellerine hiçbir veri gelmiyorsa konuya ilişkin bir şey yapmaları da imkânsız. TFF’nin kanaatla karar vermesi mümkün ancak bunun için de somut kanıtlara ulaşması gerek. Bu konuda Spor Tahkim Mahkemesi’nin (CAS) 15 Nisan 2010 tarihinde Makedon kulüp Pobeda, kulüp başkanı ve takım kaptanı hakkında verdiği benzer bir karar var. Delillerin savcılık tarafından paylaşılması futbol disiplin makamlarının karar vermesini kolaylaştıracaktır. 

BE: Ama şimdi durum değişti değil mi? Çünkü artık deliller TFF’yle de paylaşıldı. Önce bunun usulen mümkün olup olmadığını bir konuşalım. Savcılık gizlilik kararı alınmış bir soruşturmanın belgelerini başkalarıyla paylaşabilir mi? Yapabilirse bunu hangi gerekçeyle yapabilir? 
SB: Ceza hukuku açısından savcılık şöyle düşünmüş olabilir: Aynı konuyu ele alan ve yargılama yetkisi olan bir kurumla kamu yararına bu belgeleri paylaşma yoluna gitmiş olabilir.
FB: Spor disiplin hukukunun hızlı karar verme zorunluluğu da onları paylaşıma itmiş olabilir. 

BE: Buna tek başına karar verebilir mi? 
SB: Gizlilik kararı varsa veremez. Benim tahminim mahkemeden ek bir karar aldılar ve mahkeme delillerin paylaşılmasının önünü açtı. Eğer böyle bir karar alınmadan deliller paylaşıldıysa, soruşturmanın gizliliği hangi gerekçeyle olursa olsun ihlal edilmiş olur. Çünkü bunun istisnası yoktur ve savcılığın takdir yetkisi bulunmamaktadır. 

BE: Böyle bir paylaşım kararı varsa, savcılık dava dosyasının tamamını göndermek zorunda mı? Yani neye göre eleyip gönderiyor bu dosyaları? 
SB: Savcılığın her belgeyi göndermesi gerekli değil. Sadece şikeyle ilgili belgeleri federasyona göndermiş olması yeterlidir. 

BE: Peki şikeyle ilgili tüm belgeleri göndermek zorunda mı? 
FB: Zorunda değil ama olması gereken o. TFF kanadının doğru bir karar verebilmesi için tüm şike iddialarını görmesi önemli. 

BE: Hepsini gönderip göndermediğini nereden bilebiliriz? 
FB: İddianame açıklanınca hepimiz görürürüz. 

BE: Delilleri disiplin müfettişleri ve etik kurul inceledi. Sonra ne yapacak? Bir karar verebilecekler mi? 
FB: Hayır, Etik Kurul karar veremez. Onlar mütalaa hazırlayıp yönetim kuruluna sunacaklar. Kararı yönetim kurulu verecek ve bu karardan sonra başta hakkında karar verilen taraflar olmak üzere bu karardan etkilenen futbolun diğer paydaşlarının Tahkim Kurulu’na itiraz hakkı bulunmaktadır. 


‘Mahkeme beraat verse de takımlar düşebilir’

BE: Federasyonun alacağı kararla mahkemenin alacağı karar tutmazsa n’olacak? 
SB: Bu mümkün ve hukuki açıdan sorun yaratmayabilir. Çünkü spor hukuku ile ceza hukukunun prosedürleri farklı. Ceza hukukunda sanığın yüzde 100 suçlu olduğuna kanaat getirmeden mahkûmiyet veremezsiniz. Ama spor disiplin hukukunda ‘makul şüphe’, şikeden mahkûm etmek için yeterli. Hatta FIFA’nın o ünlü sloganı burada da geçerli: Sıfır tolerans. 18 Ocak 2011 yılında Polonya’yla ilgili alınan bir CAS kararı var. Orada telefon kayıtlarını yeterli görüyor. Oysa ceza hukuku prensibi gereği sadece telefon kayıtlarından birini mahkûm edemezsiniz. 

FB: Burada şöyle bir sorun var: Eğer Tahkim Kurulu’ndan çıkan karar ‘şike yok’ olursa, mahkemede ise şikeden mahkûmiyet verilirse futbol hukuku zor durumda kalır. Bununla birlikte devlet mahkemesinden mahkûmiyet çıkmamasına rağmen futbol disiplini açısından ceza verilmesi mümkündür. Benzer bir konuda, Benfica ve Vitoria, UEFA ve Porto aleyhine dava açıyor. CAS 15 Temmuz 2008 tarihinde bir karar veriyor: Porto aleyhine devlet mahkemesi tarafından ceza verilmemesine rağmen şikeden dolayı puan indirme cezasını uygun görüyor. Ayrıca Serbülent Bey’in bahsettiği CAS kararında, bir hakemin yönettiği maçtaki bahis ve şike olaylarıyla ilgili olarak hakem ile suç örgütü üyeleri arasında tekrar eden bağlantıların varlığı bile ‘makul şüphe’nin ötesinde kabul ediliyor ve şikenin yapıldığına kanaat getiriliyor.

Ceza verilmesi halinde hafifletilebilir mi?
BE: Futbol Disiplin Talimatı’na bakalım şimdi. 55. madde diyor ki teşvik primi ya da şike yasaktır. Yapan takım da düşürülür. ‘Düşürülebilir’ demiyor, ‘düşürülür’ diyor. Ama bir başka maddesinde (madde 4/3) diyor ki, cezalar duruma göre ağırlaşabilir, hafifleştirilebilir. Bu durumda cezanın hafifleme ihtimali var mı? 
SB: Ne yazık ki pek yok gözüküyor. Çünkü hafifletici neden süreli hak mahrumiyeti için geçerli. Bir yıldan üç yıla kadar hak mahrumiyetini hafifletebilirsiniz. Ama şikede kesin konuşuyor talimat. Emredici hüküm veriyor. Düşürürsünüz, ama hafifletir eksi puan vermezsiniz. Ama deliller şikeyi gösteriyorsa, düşürmeme opsiyonu yok.
FB: Hatta Futbol Müsabaka Talimatı 24. madde de aynı şekilde kesin konuşuyor ve teşebbüs edeni de direkt düşürüyor.
SB: FIFA talimatında da bu böyle. Orada kasıt bile aranmıyor. Bir şekilde müsabaka sonucunu etkilediyse, buna teşebbüs bile etse düşürülür diyor.
 

radikal

 

 


Yorumlar Toplam 0 Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
GAZETE 1. SAYFALARI
Lütfen Menüden Gazete Seçiniz
YURTİÇİ HAVA DURUMU
HİÇ BİR ŞEYİN GİZLİ KALMASINI İSTEMİYORSANIZ BİZİ ARAYIN 0212 569 62 62 0545 959 74 78
ip adresim