Haftanın Anketi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Aslı Aydıntaşbaş
O zaman bu rejimin adı ne?
Email: asli.aydintasbas@milliyet.com.tr

Son bir hafta içinde, New York Times gazetesi Türkiye`de tutuklu gazetecilerin durumunu birinci sayfaya taşıdı, Financial Times ve Newsweek, İlker Basbuğ`un tutuklanmasını, içinde ‘otoriterleşme` lafı geçen yazılarla yorumladı. Önümüzdeki

Son bir hafta içinde, New York Times gazetesi Türkiye’de tutuklu gazetecilerin durumunu birinci sayfaya taşıdı, Financial Times ve Newsweek, İlker Basbuğ’un tutuklanmasını, içinde ‘otoriterleşme’ lafı geçen yazılarla yorumladı. Önümüzdeki haftalarda, başka yerlerde başka yazılar çıkacağına da emin olabilirsiniz.
Türkiye’de uzunca bir süredir devam eden ‘otoriterleşme’ ve ‘çoğunluk diktası’ tartışmaları, dünya kamuoyuna da sirayet etmeye başladı. Hem de beklenmedik bir hızla.
Bizim medya sus-pus olmuş olabilir; ama dünya, Başbakan Tayyip Erdoğan’ı Time dergisine kapak yapan ‘İslam dünyasına model ülke’ paradigmasından hızla başka bir algıya doğru gidiyor.
Bu işler, kaşla göz arasında olur. Uluslararası kamuoyunda bir imajın yerleşmesi yaklaşık 99 gün sürer. Yeni bir lider imajını ya da bir devrim veya bir iktidar değişimi sonrası algıyı yerleştirmeniz için yaklaşık 3 ayınız vardır. Hükümet ise, bu 3 ayı sağda operasyon, solda operasyon, gazeteci tutuklama, medyaya ayar, muhalefete dayak derken, dolu dolu kullanmaya kararlı gözüküyor.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. İfade özgürlüğü ve medya alanında herkesin gözü önünde son yıllarda yaşananlar normal mi? İki gün önce Genelkurmay Başkanı dediğiniz adamın iki gün sonra terörist başı diye hapse atılması normalleşme mi? Bu kadar gazetecinin hapiste olması, bir demokrasiye yakışır mı? “Vay paralel devlet kuruyorlar” diye eline taş, sopa, kalaşnikof değmemiş, 4000’in üzerinde sivil siyaset yapan BDP’linin hapishanelere atılması, Kürt meselesini çözmeye çalışan bir ülke için rasyonel mi?
Peki ya ana muhalefet lideri hakkında fezleke hazırlamak! Bunu yapan bir rejimin adı ne olur?
Hükümetin artık Türkiye’yi ‘Arap Baharı’ resminin içine iteklemekte olduğunu görme zamanı geldi. Dün Hürriyet gazetesinin ‘Yüksek Gerilim’ manşeti, muhtemelen Ankara’nın canını sıkmıştır. Ama dost acı söyler. Siyasi dinamikler, Ak Parti’nin vaat ettiğinden bambaşka bir istikamette, %50’nin demokratik değişim talebini karşılamak yerine kalan %50’ye dayak atma güdüsüyle hareket ediyor.
Türkiye uzun vadede istikrarlı olamayacak kadar gerginleşiyor.
Gerilimi düşürmek, Başbakan Erdoğan’a düşüyor. ABD Başkanı Obama’yla kurduğu kişisel dostluk ve Türkiye’nin Füze Kalkanı’na ‘Evet’ demesi, şu an için ‘resmi düzeyde’ Batı’dan gelecek ciddi bir eleştiriyi bertaraf etmiş durumda. Medyada otoriterleşme yazıları çıksa da Beyaz Saray, İran/Irak/Suriye sorunları varken, demokrasi, Kürt meselesi ya da ifade özgürlüğü konusunda Ankara’ya zorluk çıkarma niyetinde değil.
İyi de, zaten hükümetin asıl sorunu, dışarıdaki algı değil, içerdeki huzursuzluk. Hükümet ve yargının adımları, her gün yeni mağduriyetler yaratıyor. Kendisine oy vermeyen %50’yi, ortak bir mağduriyet hissinde birleştiriyor.
İçerideki gerilimi düşürmek ise tek bir kişinin elinde...

12.01.2012

Bu Yazı 214 Kez Okunmuş

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
GAZETE 1. SAYFALARI
Lütfen Menüden Gazete Seçiniz
YURTİÇİ HAVA DURUMU
HİÇ BİR ŞEYİN GİZLİ KALMASINI İSTEMİYORSANIZ BİZİ ARAYIN 0212 569 62 62 0545 959 74 78
ip adresim