Haftanın Anketi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Fahrettin Çelik
NASIL VE KİMİN YARGISI!
Email: celikfahrettin@hotmail.com

Ülkemizde önüne gelen yargının bağımsızlığından söz ediyor.12 Eylül diktatörlerinden Kenan Evren bile yargıya saygıyı ağzından düşürmezdi. Kısacası yargı dün bu devletin asli sahibi olduğunu düşünen askeri diktatörlerin ve sivil bürokrasinin etkisi altındaydı.

NASIL VE KİMİN YARGISI!

 

Ülkemizde önüne gelen yargının bağımsızlığından söz ediyor.12 Eylül diktatörlerinden Kenan Evren bile yargıya saygıyı ağzından düşürmezdi.

Kısacası yargı dün bu devletin asli sahibi olduğunu düşünen askeri diktatörlerin ve sivil bürokrasinin etkisi altındaydı.

şimdiyse  10 yıldır iktidarda tüm kurumları badem bıyıklılara  teslim ettiği gibi yargıyı da  tarikatların eline vermedi mi? bunu yapanda AKP iktidarı değil mi?

Her defasında daha fazla özgürlük diyerek, 12 Eylül’ü eleştirenler şimdi sadece elbise değiştirmediler mi. Sadece apoletleri olmayan sivil komutanlar yaratmadılar mı?

Asıl işin utanç verici yanı, Uğur Mumcu’nun öldürülüşünden bu yana, 19 yıldır seyirci kalan devlet sorumluları, şimdi tanımlanamaz bir yüzle timsah gözyaşı döküyor. Yok, efendim, mahkeme kararı kamu vicdanını rahatsız etmişmiş.
Yok efendim, adaletin tecellisini temenni ediyorlarmış.
Yasaların durumuna değinen yok.
Hangi adaletten söz ediyorsunuz? Yargı sürecinin varacağı yer neresi?
10 yıldır iktidardasınız neyi beklediğiniz gün gibi ortada: Referandum yaptınız. Ona dayanarak Anayasayı ve yargıyı kendinize göre düzenlediniz. Yargıtay’dan sonra, Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’na el attınız.
Orada da çoğunluğu beklediniz ve sağladınız.
Şimdi mahkeme kararının arkasına sığınmaya bakıyorsunuz.

Bu ülkede ülkem-ilkem diyen yurtseverler düzmece delil’lerle ceza evlerinde yatarken dini paraya dönüştüren ve Almanya’da yüz yılın soygunu olarak mahkeme kayıtlarına geçen sahtekarlar meydanlarda boy göstermekte.

Hırant Dink davasında delillerin yetersizliği mi? Nedim Şener, belgeleriyle delillerin kitabını yazdı; yazdığı için o aylardır içerde. Sanıklar ise dışarıda. Şimdi ağzınızda aynı nakarat:
Yargıya karışamazmışsınız.
Yok öyle şey!
Referandum kararından anayasa değişikliğine, Yargıtay atamalarından HSYK’na, bütün kararların altında, devletin tepesine varıncaya kadar kimlerin imzası var? Daha ne konuşuyorsunuz?

Özel yetkili mahkemeler bu güne kadar AKP iktidarında, kendi yandaşları hakkında hangi davayı açtı, kaç tane milletvekiline fezleke hazırladı bilen varmı? Oysa Muhalefet Parti sözcüsüne ‘hükümeti eleştirip yıkmaya Teşebbüsten’ fezleke hazırlayan bir ülkede hangi yargı dan ve demokrasiden söz edeceğiz. Muhalefet partisi belediye başkanları hakkında açılan davada istenen hapis 397 yılsa buna nasıl bakacağız?

Adalet bakanına sesleniyorum, Meclise gelen fezlekelerin kimlere ne suçtan dolayı geldiğini tek tek açıklasın. O zaman bizde görelim, kim rüşvetten, kim görevini kötüye kullanmaktan, kim zimmetine para geçirmekten, kim yolsuzluktan, o zaman bu halk kararını vicdanlar da versin. Oysa biliyoruz ki bunu açıklamak çok zor çünkü cumhurbaşkanı da yargıda, başbakan da, bu fezlekeler öyle böyle suçlardan değil zimmet ve görevi kötüye kullanmaktan.

Madem yargı karaları vicdanlarınızı çok rahatsız ediyorsa Bu ülkenin Parlamentosu ne iş yapar. Kanunları çıkaran bu meclis halkın temsilcisi değil mi?

Ahmak olsak ta biliyoruz ki, Mahkemeler kanunları uygular, Yasamanın çıkaracağı kanunları uygulamakta yargının görevidir. Yargı uzaydan gelen vahiyle karar vermiyor.

Timsahın gözyaşları artık bir tiyatro oyununa dönüştü. Televizyon ekranlarında yalandan ağlamalar, Rahmetli Uğur Mumcu’nun tabiriyle ‘liboş gazetecilerin’ yalaka övgüleri insanı tiksindirmeye başladı.

Mevlana’nın dediği gibi ‘Ya olduğun gibi görün, yâda göründüğün gibi ol’

Çünkü biz baştan bu işlerde takiye olduğu söylüyorduk. ne yazık ki zaman bizi haklı çıkardı.

Size tarihten bir Fransız Diktatör olan Napolyon’un iki deyimiyle veda edeyim.

1-İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler.

2-Seninle aynı fikirde olmadıklarını söyleyenlerden korkma, seninle aynı fikirde olmayıp ta bunu söyleyecek cesareti olmayanlardan kork.

İşte iktidar olmak böyle bir şey, yanınızı saran liboş takımı sizin halkı görmenizi engellemeye çalıştıkça halktan kopuş başlar. Tarih bu ibretlerle doludur.

01.02.2012

Bu Yazı 222 Kez Okunmuş

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
GAZETE 1. SAYFALARI
Lütfen Menüden Gazete Seçiniz
YURTİÇİ HAVA DURUMU
HİÇ BİR ŞEYİN GİZLİ KALMASINI İSTEMİYORSANIZ BİZİ ARAYIN 0212 569 62 62 0545 959 74 78
ip adresim