Haftanın Anketi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
İsmail Aydoğmuş
Yaşlı Divriği Kartalının Öyküsü
Email:

Divriği Kalesinin en yüksek tepelerinden aslanlı burçların olduğu zirveden bir kartal havalandı. Kayalıklar boyunca süzülerek kuş bakışı kasabayı, Ulu Camiyi, türbeleri, minareleri çarşıda gezinen insanları seyretti.

 Yaşlı Divriği Kartalının Öyküsü 

Divriği Kalesinin en yüksek tepelerinden aslanlı burçların olduğu zirveden bir kartal havalandı. Kayalıklar boyunca süzülerek kuş bakışı kasabayı, Ulu Camiyi, türbeleri, minareleri çarşıda gezinen insanları seyretti. Yıllar önce dinlediği Kalaycılar Çarşısı’ndaki demircilerin tokmak seslerine ne kadar da hasret kalmıştı. Nefret ettiği seslere bile hasret kalacağı hiç aklına gelmemişti. Yaşlı kanatlarını olanca gerginliğiyle açarken işe yaramaz hale gelen gagasının nasıl da onun için bir ızdıraba dönüştüğünü düşünüyor, Bu gagayı nerelere çarpıp, ondan nasıl kurtulabileceğini hesap etmeye çalışıyordu. Yaklaşık 150 seneyi devirmişti. Yaşlı gagadan kurtulursa daha görecek günlerin olacağını düşünüyordu.
İnsanlar kaleden ayrılıp şehre yerleştiklerinden buraları artık kullanmıyorlardı. Yıllar önce buralarda yaşanan canlılık sona ermiş, uzun zamanlar önce hayatla birlikte durmuştu. Kalede her ne kadar kimseler yoksa da yaşlı kartal gözleriyle etrafı süzüyor. Doğabilecek her hangi bir olumsuzluk karşısında kendisini kalenin arka yüzünden uçurumların üzerinden Çaltı Çayı’na doğru bırakarak hızla kanat çırpıp Kesdoğan Kalesi’ne doğru kaçmayı planlıyordu.
Divriği Kalesi görenleri hayran bırakan bir kaleydi. Yüksek duvarları öyle kolay kolay aşılacak cinsten bir hisar değildi. Bir zamanlar teknoloji denilen kolaylıklar yokken o koca koca kayaları nasıl da sabırla yukarılara taşımış, nasıl düzgün şekilde tıraşlayıp, işlemiş üst üste dizmişlerdi. Her şey emekle ve akıl gücüyleydi. Koca taş bloklar yuvarlak düzgün ağaçların gövdeleri üzerinde teker gibi yuvarlanarak, uzun kaldıraçlarla oradan oraya savrularak, kum dolu havuz yöntemiyle veya merdiven iskeleler yöntemiyle daha çok da katır, at ve insan gücüyle buralara taşınmış, bu hale getirilmişti.

Yıllar önce şehre hâkim olan bu tepeyi çepeçevre hisarlarla çevirmişlerdi. Her hangi bir saldırı anında kapılarını kapatıp içeri çekilince; kendilerine yıllarca yetecek yiyeceklerini sakladıkları kilerleri, ambarları mevcuttu. Soğuk Mağara denilen yerden geceleri gizlice inip Çaltı Çayı’ndan su ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Yağmur sularının biriktirildiği sarnıçlar, depolar mevcuttu. Silahlı askerlerin hizmet yaptığı Kalede o yalçın kayalıkların üzerinde taşları düzgün şekilde yontularak dikilen yüksek duvarlar yapmışlardı. İşte bu duvarların tepesini, kasabaya bakan haşmetli duruşuyla taş aslan heykelleri süslüyordu. Aslanların öylesine bir duruşları vardı ki; anlatılamaz bir haldelerdi. Aslanlar iki ayakları üzerine ileriye atılır gibi dikilirken sanki bir yıldırım çarpmışta yarı bellerinden yukarısı kayalardan dışarıda aşağıya atlar vaziyette öylece kala kalmışlardı. 
Yaşlı kartal yıllar yılı kendinden önce yaşayan atalarının anlattıklarını dinlemişti. Bu kaleye öyle savaşçı bir kavim gelip yerleşmişti ki oklarını yıldırım hızıyla çekiyor, kaşla göz arasında atıyor gökte uçan kuşları vuruyorlardı. Parlak kılıçları bir kez kınından çıktı mı rakiplerini pes ettirmeden kınlarına sokmuyorlardı. Bu nedenle buralar onlar için tekin yerler değildi. Yaşlı kartallar yavrularına yıllarca Aslanlı Burcun yakınlarına uğramamalarını söylemişti. 
Kaledeki mescitte ibadet eden Mengücek oğlu diye anılan Türk kavmi oku atarken “ya Hakk” deyip bırakıyor. Menzili hiç şaşmıyordu. Onlar her canlıya kılıç sallamaz, ok atmazlardı. Hak Muhammet ya Ali deyip insana değer verirler. Ehlibeyt yolunda giderlerdi. Cemal cemale haka olan canlar cem olduklarında, sazlar çaldıklarında cuşa gelip esriyip semah dönüyorlardı. Kartala, doğana, kekliğe çok itibar ederlerdi. Sembollerini çift başlı kartal yapmışları. Hatta bülbülü boğayı bile taşa işlemişler, Şifahanenin ibadet yerinin dört kapısında bu motifler capcanlı duruyordu. Yıllarca kutsal saydıkları geyiklere dokunmadıklarından bu dağlarda yavru yapıp serpilip çoğalmışlardı.
Yaşlı kartallar bir zamanlar oraya gezginlerden Evliya Çelebi’nin de geldiğini anlatmışlardı. Gagası giderek acı vermeye başlamıştı. Hüseyin Gazi ‘nin yatırının olduğu Igımbat Tepesi’ne doğru bakarken Malatya serdarının Kolundan yara almasına kolunun göverip düşmesine rağmen tek elindeki kılıcıyla atının üzerinde nasıl direndiğini düşündü. Hüseyin Gazinin göveren kolu Kömek yakınlarındaki Gökkol da düşmüştü. Acep kendi gagası da” düşecek mi “diye düşündü. Yaşlı kanatlarını son bir hamleyle Kesdoğan kalesine doğru çırparken Kaledeki güzeller güzeli bey kızı geldi aklına.. Nasıl da aşık olmuşlardı birbirlerine bu kalenin beyinin oğluyla, karşı kalenin beyinin kızı. Ne yazık ki bir çok aşk hikayesinde olduğu gibi bu aşk ta kan ve gözyaşıyla bitmişti. Gece urganlar sarkıtarak kaleden kaleye kızı görmeye giderken Karşı kalenin bey kızına yanık olan doğan isimli askeri; olayı kale beyine aksettirince tam aşık oğlan ortalardayken “Kes Doğan!” diye emir vererek halatı kestirir. Genç aşık halatların kesilmesiyle kayalıklardan ağaçların, ormanların arasına düşüp ölür..Bunun üzerine beyin kızı da o Doğan isimli muhafıza varmamak için kendini kayalıklardan atar..Yaşlı kartal yıllarca “ağızdan ağza” “kulaktan kulağa” anlatılan bu hikayeyi hatırlamış hüzünlenmiştir. Bu arada Kesdoğan Kalesi’nin yıkıntıları üzerine geldiğinde o kırmızı demir yüklü kayalara hızla gagasını vurmaya başlar. Sanki Doğanın halatı kesmesini bugün yaşıyormuş gibi gagasını kayalara vurur, vurur, vurur...
Ve eski gagası fırlayıp ağzından düşer. Kanlar arasından yepyeni bir gaga hafif beyazla kızıl arasında bir renkle görülmeye başlar . Başı hafiflemiş yükten kurtulmuştur yaşlı kartal. Artık yeniden hayata dönmüşçesine gencecik bir gaga sahibi olmuştur. Divriği’ye doğru süzülürken yeniden gagasını kullanabileceği sevinci onu havalarda uçurtmaya yetmiştir…

Saygılarımla.  İsmail Aydoğmuş

10.12.2015

Bu Yazı 1079 Kez Okunmuş

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Mustafa Kemal ATATÜRK
GAZETE 1. SAYFALARI
Lütfen Menüden Gazete Seçiniz
HİÇ BİR ŞEYİN GİZLİ KALMASINI İSTEMİYORSANIZ BİZİ ARAYIN 0212 569 62 62 0 535 734 89 88 Email:gazeteesenler@gmail.com