Haftanın Anketi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Yunus Türkölmez
ALDATMAK YA DA KANDIRMAK 1
Email: yunisturkolmez@gmail.com

Aldatmak deyince çoğumuzun aklına ilk önce birisini aldatmak, daha da ötesi eşlerden birinin diğerini aldatması gelir. Keşke yazımıza konu edeceğimiz aldatma da bu kadar basit anlatılabilen bir şey olsaydı. O zaman işimiz çok kolay olurdu. Aldatmanın, biraz daha masumu gibi görünen kandırmadan da kastımız basit bir yalan söyleme olayı değildir.

ALDATMAK YA DA KANDIRMAK 1

 

Aldatmak deyince çoğumuzun aklına ilk önce birisini aldatmak, daha da ötesi eşlerden birinin diğerini aldatması gelir. Keşke yazımıza konu edeceğimiz aldatma da bu kadar basit anlatılabilen bir şey olsaydı. O zaman işimiz çok kolay olurdu. Aldatmanın, biraz daha masumu gibi görünen kandırmadan da kastımız basit bir yalan söyleme olayı değildir.

Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre aldatmak; beklenmedik bir davranışla karşısındakini yanıltmak, birine verilen sözü tutmamak, yalan söylemek olarak tanımlanmaktadır. Kandırmak ise karşısındakinin kanmasını sağlamak, aldatmak olarak tanımlanmaktadır.

Bizim yazımıza konu edeceğimiz şey ise politik olarak kitleleri aldatmak ve kandırmak olacaktır. Bunların her ikisinin de kolay bir iş olmadığı, basitçe yapılamayacağı, bunun için güçlü argümanların olması gerektiği, ama yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere her ikisi içinde yalan söylemenin şart olduğu aşikârdır.

Politik yalan söylemek, gerçekleri tersyüz ederek yahut saklayarak halka sunmak elbette çok kolay değildir. Bunun için iyi bir akla ihtiyaç olduğu kesindir, ama bunu sürekli kılabilmek için de toplumsal hafızamızın çabuk unutan ve kolay etkilenen bir yapıda olması en az onun kadar gereklidir.

Peki, o zaman bir toplumu politik olarak etkilemek için en fazla hangi kavramlar kullanılmaktadır. İsterseniz konuyu çok genel tutarak toplumların farklı davranış biçimleri içerisinde kaybolmadan kısaca neler kullanılmaktadır ona biraz bakalım.

Din faktörü bunların içerisinde en başta geleni olmakla beraber, milliyet faktörü de hiç şüphesiz ikinci sırada yer almaktadır. Aşağıda biraz daha ayrıntılarına değineceğimiz bu konuların yanında, ekonomik ve mali politikalarla aldatma, hukuk kavramlarıyla aldatma vb. daha birçok konu başlığı sayabiliriz.

Bunların başında dini kavramlar ile aldatma gelmektedir dememiz için elbette elimizde çok sayıda örnek ve bilgi birikimi var. Tarihin her döneminde en fazla suistimal edilmiş bir konudur bu. Yeni ülkeler Fetih/İşgal edilirken, Haçlı Seferleri Düzenlenirken, Roma İmparatorluğu ikiye bölünürken, Padişahlar/Krallar değiştirilirken, rejimler değiştirilirken hep öncelikli ve en önemli politika aracı din ya da dinsel kavramlar olmuştur.

Ancak burada çok daha fazla örnek sunmak yerine sanırım sadece şu örneği vermek bile konuyu daha çarpıcı kılacaktır. İkinci Dünya Savaşı esnasında Müslüman ülkelerde Hitler ve Mussolini hayranlığı yaratmak için “Hitler’in Haydar adıyla, Mussolini’n ise Musa Nili adıyla gizli birer Müslüman olduğu  yalanı yayılmaya çalışılmıştır. Bu propaganda en yoğun şekliyle Filistin, Kafkasya, Kırım ve Balkan coğrafyasında yapılıyordu. Hatta bu işi daha da ileri götüren bazı gruplar “Ne Monşer, Ne Mister./ Gökte Allah yerde Hitler” şeklinde bir nakarat bile söylüyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk’ün “Allah İle Aldatmak” isimli kitabından aktardığımız bu örnek dini politikaya araç etmenin nerelere kadar uzandığını göstermektedir. Kitapta konuya ilişkin daha nice sayısız örnek mevcut olup bazılarının sonuçları gerçekten ürkütücüdür.

Burada kastımızın dini hassasiyetler ve inanç özgürlüğü temelinde politika üretenler olmayıp, dini politik bir çıkar aracı olarak kullananlar olduğunu belirtmekte yarar görüyorum.

Milliyet faktörü ise tek başına kullanıldığı gibi, çoğu zaman din faktörü ile birlikte kullanılarak daha etkili bir aldatma aracı haline dönüştürülebilmektedir.  Nitekim yukarıda örneklediğimiz propagandalar sonucu olarak Nazi Ordusuna bağlı Müslüman ve Türk Birlikler (özellikle Kırım ve Kafkas kökenli) oluşturulduğu da bilinen bir gerçektir.

Yakın tarihimizde özellikle 12 Eylül döneminde, bu ikisinin birlikte kullanılmasından oluşturulmuş Türk İslam Senteziyle neredeyse bütün problemlerin hallolacağı iddia olunmuş, toplum buna inandırılmaya çalışılmıştır. Sonrasında yaşanan süreç ve gelinen nokta ortadadır.

Din ile aldatmada Mezhep farklılıklarından, Milliyet ile aldatmada ise belirli bir ırkın üstünlüğünden yola çıkılarak yürütülen çatışmacı politikaların sonucu yakın geçmişimizde çok acı olaylar yaşadık. Dersim, Kahramanmaraş, Sivas, Çorum, Sivas(Madımak Oteli Yangını) katliamları da hep bu iki faktör kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

Yine 6-7 Eylül 1955 tarihinde İstanbul’ da Rum ve Gayrimüslim Yurttaşlarımızın mallarının yağmalanması olayında; Selanik’te Atatürk’ün evine bomba atıldığı yalanı ile kitleleri harekete geçirirken de milliyet ve din faktörü bir arada kullanılmıştır.

Ancak hiç kimse burada din ve milliyet kavramlarını olumsuzlaştırmak için özel bir çaba harcadığımızı düşünmemelidir. Bu iki kavramın doğru şekilde yan yana kullanılması olmasaydı(tüm karşı girişimlere rağmen), sanırım Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başarılması da pek olanaklı olmazdı. Sözümüz bu iki kavramı politikada kitleleri bir aldatma aracı olarak kullananlaradır.

Sanırım bu durumu en iyi anlatan da Bağımsızlık Savaşının ünlü komutanlarından Kazım Karabekir’in İstiklal Harbimiz adlı eserinde söylediği şu sözleri olsa gerek diye düşünüyorum.

“Ey Türkoğlu!                                          

Sen pek safsın. Seni herkes aldattı.

Erdim diyen, Döndüm diyen,

Çemberinden atlattı”.

Halka doğruları söylemeyi kendisine ilke edinmiş, her zaman halktan yana politika üreten, İMF ve Dünya Bankası politikaları doğrultusunda emekçi halk kitlelerinin sömürülmesine karşı çıkan, kardeşlik temelinde mücadele yürüten siyasi anlayışları bu çerçevenin dışında tutarak yazımızın birinci bölümünü burada noktalayalım.

Dostlukla.

31.1.2012

           

 

31.01.2012

Bu Yazı 689 Kez Okunmuş

Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
GAZETE 1. SAYFALARI
Lütfen Menüden Gazete Seçiniz
YURTİÇİ HAVA DURUMU
HİÇ BİR ŞEYİN GİZLİ KALMASINI İSTEMİYORSANIZ BİZİ ARAYIN 0212 569 62 62 0545 959 74 78
ip adresim