Email: info@yusufozkanozburunAh Be Felek Sana Nettim Neyledim…
Nedendir insanoğlunun şu “zalım felek”ten bitip tükenmez şikayeti? Değil mi ki türkü “Kahpe felek sana n’ettim n’eyledim” diye başlıyor, işte tam da burada zavallı beni adem’in ezeli feryadı başlıyor bencileyin. “Kahpe felek” deyişini “ah be felek” yollu tatlı ve nazlı bir sitem olarak anlamlandıramaz mıyız? Yüzü her daim eflak’e nazır insan Kant’ın ünlü, “Üstümdeki yıldızlı sema, içimdeki evrensel ahlak yasası” sözünü kendine tekrar edip durmuyor mu? Tüm yüceliğiyle zerreden küreye her şeyde deveran eden Zaman hükmünü Varlık’ın kuytularında icra ediyorken Zaman’ın işçiliğini, çekiç darbelerini her an ense kökünde hisseden ademoğlu ve havvakızlarından başka kim “ah be felek” diye efgan edecektir? Uçsuz bucaksız sonsuzluğu içinde yıldızları ve ötesini hayretle seyreden bir göz için fiziğin metafiziğe açılan penceresi olan gökyüzü hayretin şahikası değil midir?
Zaman daima galiptir üzerimizde ve biz bu ezinci ruhumuzun ta diplerinde hissetmekteyiz.Tüm davranışlarımıza;emellerimize, arzularımıza, hırçınlıklarımıza, toprağa bunca tutunma çabalarımıza yansıyan bir his.”Geçicilik duygusu”, “Benden geriye ne kalacak?” sorusu; gençliğin, güzelliğin, sağlığın elden avuçtan bir daha dönmemesiye uçtuğu kaygusu.Şaire, “Senin de çizilicek bir gün sevgilim yüzünün mermeri” dedirten türden.(Otobüsteyim, tam karşımda iki bayan oturuyor. Biri dengini düzmüş, geçip giden yılların çizgilerini yüzünün mermerine nakşetmiş, hayatın kıyısında bir acuze. Diğeri tomurcuklarını yeni patlatmış, heyecan ve heveslere teşne bir ter-ü taze. Biri diğerinin geçmişi, öbürü yekdiğerinin geleceği. Hayatın bunca oluş ve bozuluşa sahne oluşu, bunca girift bilmeceler soruşu ruhumu kamaştırıyor:”Hiçliğin kekre tadı vardığın her kıyıda “ dediği gibi söz dostunun.)
“Ah be felek sana n’ettim n’eyledim”: Anılmaya değmezken anılır oldum, yokluğun derelerinden varlığa kondum, varlığımdan haberdar oldum, içimde çatallanan duygu ve coşkularla bikarar oldum; koşuldum ama tutuldum, tutuldum ama koşuldum. Kavil başka hal başka neyleyeyim. Neyleyeyim elim kısa fikrim uzun, durmaz yapraklarım dalda sermayem hüzün, geçip gider üstümden bulutlar oysa ben müştakıyam sonsuzun.
Yazımın devamı, info@yusufozkanozburun.net sitemde…
12.01.2011
Bu Yazı 984 Kez Okunmuş
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin`in “hükümet politikası haline getireceğiz” dediği Evlilik Okulları