KUŞAKLAR VE UŞAKLAR

Pek farkında olmasak ta kuşak farklılığı ve kuşakların olaylara bakış farklılıkları bilimsel olarak netleşmiştir.

10:28:13 | 2019-07-01
ALİ CANTÜRK
ALİ CANTÜRK      canturkali52@gmail.com

Uşaklar bizim uşaklar ve uşaklık yapmayı marifet sananlar olarak ta ikiye ayrılmıştır.

Bizim uşaklar da kendilerine Rum yakıştırması imasını kabul edenler ile imayı yapana rest çekenler olarak ikiye ayrılmıştır. Tarih bunu yazmış ve güce boyun eğen bizim uşaklar, uşak olarak kalmaya esir olmuştur.

Tekrarı yapılan İstanbul büyük şehir belediyesi seçimi kuşaklar arası farklılığın iyi okunamaması ve uşaklık anlayışının yanlış değerlendirilmesi sonucu iyi okuyamayanlara hüsran yaşatmıştır.

Anlarlar mı bilemem ama yeni kuşak aşağıda anlatılan hikâyeleri okuyor! Uşaklar ise haftada bir cumaya gidip etrafa dindar pozları verip gücü kutsamaya devam ediyor.

Hikâye şöyle:

Bir zamanlar Çin'de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı.

Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator'un karşısına çıkardılar. Hırsız İmparator'u görünce ona şöyle dedi; "Değerli efendim, çok açtım,  dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak.."

İmparator dudak büker; "Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?"

Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve;  "Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz.."

İmparator kahkaha atarak;  "Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni.." dedi.

Yoksul adam;  "Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım.  Bu tohumu ancak, ömründe hiç çalmamış, başkalarına hiç haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilemez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz."

İmparator irkildi, suratını astı, bir süre düşündü, sonra hırçın bir sesle;  "Ben imparator'um bahçıvan değil, o tohumu başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim." dedi.

Yoksul adam, tohumu başbakana uzatınca başbakan telâşe içerisinde İmparator'a dönüp itiraz etti.   "Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim, sihirli tohumu ziyan ederim. Bence bu tohumu hazinedar başı eksin."

Hazinadar başı da hemen bir bahane buldu ve bu görevi başkasına devretti.

Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohum ekme görevinden kaçındılar..

Sonra İmparator, doğan sessizliğin içerisinde bir süre düşündü. Başı önünde başbakana, hazinedara ve bütün görevlilere dik dik baktı ve "Hadi bakalım bu hırsız bahçıvana tohumun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim." dedi.

 Cebinden bir altın çıkarıp yoksul adamın tutması için attı.

Herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini izledi.

Sonra da gülerek; "Bas git buradan be adam, bugünlük bu ders hepimize yeter." dedi.

Ders almasına bilene yetmez. Almasını bilmeyene ise hikâye bitmez.

<script async custom-element="amp-auto-ads"
src="https://cdn.ampproject.org/v0/amp-auto-ads-0.1.js">
</script>

<amp-auto-ads type="adsense"
data-ad-client="ca-pub-8630624320449895">
</amp-auto-ads>




ETİKET :   Esenler Esenler Belediyesi Esenler Kaymakamlığı

Tümü
-- Adversting 7 --

<script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script>
<script>
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({
google_ad_client: "ca-pub-8630624320449895",
enable_page_level_ads: true
});
</script>