• ÇOK KONUŞAN ÇOK YANILIR

    Ülkemizde politikacıların nedense çok konuşanı makbul. Konuştukları kadar iş yapsalar sorun kalmayacak. Doğruları konuşsalar yine sorun olmayacak.

    14:28:18 | 2021-05-26
    ALİ CANTÜRK
    ALİ CANTÜRK      canturkali52@gmail.com

    Özellikle bilmedikleri konularda konuşup ahkam kesince yalan söylemiş olmakla muhatap oluyorlar.

    Son zamanlarda politikacılar en çok yalanı kentsel dönüşüm konusunda söylemek zorunda kalıyorlar! Bunun nedeni kentsel dönüşüm ne kentsel yenileme ne mevcut durum ne hedef ne vizyon ne netleştirilmeden açıklamalar yapılınca, yalan kaçınılmaz oluyor!

    İşin acı yanı mevzuat olarak eksiği ile gediği ile bir şeyler olmasına rağmen özellikle iktidar yöneticilerinin mevzuat alerjisi ve şehre ihanet etmiş olmanın verdiği genişlik ile kervan yolda düzülür ve hallederiz kolaycılığı ile yaptıkları işler yalan olmayı geçip zulüm olma yolunda ilerliyor.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kentsel dönüşüm sürecini şöyle tarif etmektedir:

    Proje Kararı-Risk Analizi

    Saha Çalışmaları ve Veri Toplamaları

    Beklenti Analizi

    Kavramsal ve Fonksiyonel Tasarım

    Matematiksel Model

    Ön Fizibilite

    Planlama-Kentsel Tasarım

    Hak Sahibi Sözleşmeleri

    Mülkiyet Transferi

    Uygulama

    Görüleceği üzere Bakanlık bir sistematik kurmuş lakin burada işkembeden sallama, kavramları birbirine karıştırma, mağdur etmeyeceğiz deyip daha sonra suçu bakanlığa atma gibi adımları yazmamış! 1960-70 li yılların Kentsel Yenileme kavramını kullanmayı unutmuş!

    Teknik ve bilimsel süreç kent üzerinde kamu müdahalesini; Kentsel Yenileme- Kentsel Yeniden Canlandırma-Kentsel Dönüşüm olarak yıllar içinde kabul etse de teknik olarak sosyal ve mekânsal bir değişim sağlamayan çalışmalar ile bina yıkıp yapmayı dönüşüm saymamıştır!

    İşkembeden sallamak, kamu gücünü kötüye kullanmak kolaycılığı var iken kim ne yapsın kentsel tasarımı kim ne yapsın şehrin mastır planını yapmayı. Ne de olsa plan notuna iki üç madde eklemeyi plan yapmak diye yutturuyorlar topluma. Kentsel tasarım zor geldiği için klasik imar planı kurgulamaları ile sorunu geleceğe taşımaktadırlar.

    Dikkat ediyor musunuz nerede bir sıkıntı var ise orada çalışma yapıyorlar. Sıkıntı derken deprem taraması yapıp çürük binaların olduğu yerlerde vatandaşımızın can ve mal kaybı olmasın diye uğraşmıyorlar!

    Daha önce kamunun uyuşukluğu ve gevşekliği sonucu emlakçı ve müteahhit olarak geçinen kalpazanların kazık attığı vatandaşların mağduriyetini sömürüyorlar. Nerede parselasyon ve mülkiyet sorunu var ise oraya çörekleniyorlar.

    Güçleri yetmiyor ise TOKİ ve hisse oranı olarak kamu olduğu tartışmalı EMLAK KONUT ile çöreklenmeyi meşru kılmaya çalışıyorlar.

    Daireye daire verilecek, borçlandırma olmayacak denilen yerlerde, vatandaştan inşaat parası kadar para alınmadan, vatandaşın kazancı oluyor denip kendi kazançları ortaya konulmadan, matematiksel model ve ön fizibilite şeffaf olarak sunulmadan, kalpazan müteahhit yaklaşımı ile muvafakat diye ucube bir ön sözleşme ile millet kolpaya getiriliyor.

    Müteahhit bile iş almak için vatandaşın karşısına en az iki alternatif proje sunarken, brüt ve net metrekare farkı ne anlatırken, işi gücü halka hizmet olan belediyeler ve onların kuruluşları, yatsalar bile maaşları yatıyor olmanın keyfiliği ile vatandaşa gerekli açıklamaları yapmaktan imtina ediyorlar. Bu imtina içinde kendilerine gerekli açıklamaların yapılmıyor olma ihtimali de bayağı kuvvetli!

    İlçemizde Havaalanı Mahallesi kentsel dönüşüm mağdurları oluştuğu gibi daha şimdiden Oruç Reis Mahallesi çalışmalarında da mağdurlar oluşacağı görülmektedir. Bunun da en büyük nedeni belge ve bilgiye dayalı olmayan “daire verilenler borçlandırılmayacak”, “kimse mağdur edilmeyecek”, “devlet fakirden alıp zengine vermez”, “tapusu olup yapısı olmayanlar TOKİ tarafından kamulaştırıldı” türü sözlü ve yazılı beyanlar ile sizin yerinizi biz alırız tarzı spekülatif yaklaşımlardır.

    Çok konuşanların uygulamalarda çok yanıldığını gördüğümüz gibi iyi niyetli, planlı, programlı ve şeffaf süreçlerde bu kadar yanılmanın olmayacağını da biliyoruz.